Ana Sayfa | Kumlar Ana Sayfa | 19 Mucizesi | Kuran Çevirileri | Kuran'da Arama | Güzel Yazılar


MATEMATİKSEL MUCİZELER

92- Ve Kuran’ı okumakla da... Artık kim doğruya yönelirse kendi benliği için doğruya yönelmiştir. Sapmışa gelince, böylesine de ki: “Ben yalnızca uyarıcılardanım.”

93- Ve de ki: “Övgü Allah’adır. O size delillerini gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız. Efendin yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.”

27- Neml Suresi 92-93

Kuran’ın bu ayetlerinin indiği tarihten daha ilerideki bir zamanda, Allah’ın delillerinin açığa çıkacağı 93. ayette müjdelenmektedir (Türkçe’ye mucize, delil, ayet, belge diye çevrilen kelimenin Arapça’sı “ayet”tir. Biz tüm geçtiği yerlerde bu kelimeyi “delil” diye çevirdik). Kuran mucizeleri, Peygamber’in iradesinden bağımsız olarak oluşturulmuştur. Herşeyden önce bu mucizeleri oluşturmaya o dönemdeki tüm insanlığın toplam aklı bile yetersiz kalırdı. Eğer bu mucizeler “çölün Muhammed”inin işi olsaydı, bu mucizeleri duyurmaya, Kuran’ın bu mükemmel yönlerini kendi döneminin insanlarına da gösterip, onları inkârlarından vazgeçirmeye çalışırdı. Çok yakın tarihlere kadar bütün İslam dünyası bu mucizelerden habersizdi. Hele kitabın bu kısmında göreceğimiz matematiksel mucizelerin hiçbiri daha 40 yıl önce bile bilinmiyordu. Evet, günü gelince Allah delillerini açığa çıkarmaktadır. Aklını ve vicdanını kullananlar bu mucizeleri takdir etmekte, Allah’ı övmekte, Allah’a şükretmektedirler.

Bir de şöyle diyorlar: “O’na Efendisinden bir delil indirilse ya!” De ki: “Duyu organlarıyla algılanamayan Allah’ın tekelindedir. Siz bekleyedurun. Sizinle birlikte ben de beklemekteyim.”

10- Yunus Suresi 20

Bu ayette de Allah’ın delillerini ileriki tarihlerde göstereceğine dair bir işaret vardır. İnkarcılar mucize talep ederek muhalefet yapmakta, fakat mucize gördüklerinde birçoğu yine inkârlarına devam etmektedir. Anlaşılıyor ki inkârcıların mucize talebi, samimi bir talep olmaktan çok, muhalefet psikolojisiyle yapılmış bir karşı koymadır.

Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları delillerimden uzak tutacağım. Onlar her türlü delili görseler de inanmazlar. Dosdoğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama azgınlık yolunu görseler onu yol edinirler. Bu onların delillerimizi yalanlamaları ve onlara karşı kayıtsız kalmalarından dolayıdır.

7- Araf Suresi 146

Samimi olarak öğrenmek istemeyenler, Allah’ın dinine karşı büyüklük taslayanlar: “Ben kendime yeterim, Allah’a ihtiyacım yok” diyerek kibirlenenler, Kuran’ın mucizelerini kavrayamazlar. Bunlar mucizeleri görseler de inatlarından dolayı bu delillere karşı ilgisiz kalırlar. İnkarcıların bu tipleri dışında dini, toplumun bir geleneği gibi algılayan, çevre baskısının kendi üzerindeki etkisi, gerçeği bulma arzusunun önüne geçenler de Kuran’ın mucizelerini anlayamamaktadırlar. Kuran’ın doğa bilimlerindeki, matematiksel alandaki mucizeleri insan aklına seslenmektedir. İnsan aklını yok kabul eden, dini, akıl yürütme sürecinin olmadığı bir inanç tarzı olarak görenler ve dini kârlı bir ticaret aracı olarak kullananlar da bu mucizeleri anlayamazlar. Dini ticaret aracı olarak gören zihniyetin elemanları, dinin, sahte dini otoritelerden öğrenilmesini isterler. Dini anlama sürecine aklın karıştırılmasından hoşlanmazlar. Çünkü aklın karıştığı dinde, din adına uydurulanlar ve tüccar, sahtekar, menfaatçi din adamları tahtlarından indirilir. Bu kârlı geçim kapısı, insanları siyasi ve maddi açıdan manipüle etme aracı, ellerinden alınır.

MATEMATİĞİN KARŞI KONULAMAZ KESİNLİĞİ

Kitabımızın bu kısmında Kuran’daki matematiksel mucizeleri göreceğiz. Matematik, felsefeden doğa bilimlerine kadarki bilim dallarının, karşısında hazırolda durdukları temel bir dildir, bir araçtır. Matematiksel kesinlik, tarih boyunca düşünürleri hep büyülemiştir. Fakat özellikle 16. yüzyıldan sonra matematiğin değeri iyice anlaşılmış, Evren’i anlamada matematiği merkeze koyan bilimsel zihniyet sayesinde tüm bilimlerde gelişmeler kaydedilmiştir. Bu gelişmeler sayesinde arabalar, trenler, uydular, yeni ilaçlar, yeni iletişim araçları ve modern dünyanın tüm teknolojik harikaları oluşmuştur. Matematiğin merkezi rolü olmasaydı, ne Evren’i böylesine anlamak, ne de teknolojik harikaları keşfetmek mümkün olabilirdi.

Tarih boyunca da belli bir değeri olmuş olan matematik, son dört asırda zirveye çıkmıştır. Günümüzün bilimsel mantığı hep matematik sayesinde oluşmuştur. Matematiğin bu merkezi rolü almasında önemli rolü olanlardan Galile’nin dediği gibi: “Matematik Allah’ın Evren’i yazmakta kullandığı dildir.” Hiçbir bilimsel çalışma alanı mutlak ve evrensel doğru için matematik kadar özenti kaynağı olmamıştır. Phythagoras gibi bazı düşünürler Evren düzeninin özünün sayısal olduğunu sezdiler ve matematiğe mistik anlamlar yüklediler. Fakat bilimsel mantığın, matematiğin üzerine bina edilmesi ancak son asırlarda mümkün olabilmiştir. Bilimin matematiğin dili üzerine bina edilmesinin önemli aktörlerinden ve kartezyen ekseninde geometriyi ve aritmetiği birleştiren Descartes şöyle demektedir: “Tüm entellektüel konular matematik yoluyla birleştirilebilir ve birleştirilmelidir.

İnsanlığın en büyük keşfi belki de matematiğin Evren’deki bu rolünün anlaşılmasıdır. Çünkü geri kalan tüm keşifler, Edison’un ampulünden yarış arabalarına, Einstein’in izafiyet teorisinden Newton’un yerçekimi kanunlarına kadar hepsi, ilk önce bu keşiflerin anasının, keşiflerin dilinin, değerinin anlaşılması sayesindedir. Kuran, 1400 yıl önceden matematiğin önemine işaret etmiştir. Kuran sürekli Evren’deki ince dengeye (mizan) ve matematiksel ölçülendirmeye (kader) dikkatleri çeker. Ay’ın ve Güneş’in sayılandırmaya (hesab) tabi olduğunu söyler.

Güneş ve Ay bir hesap iledir.

55- Rahman Suresi 5

Kopernik ile başlayan süreçte Kepler ve Galile’nin, Güneş’in ve Ay’ın hareketlerini, Dünya’nın bunlara göre konumunu ve hareketlerini doğru olarak açıklamalarını sağlayan sebep, matematiğin önemini kavramaları ve Allah’ın Evren’i yazdığı dilin matematik olduğunu keşfetmeleridir. İşte bu çok çok önemli noktaya Kuran 1400 yıl önceden işaret etmekteydi. Kuran, Evren’in amaçsal nedensellikle yaratılışını ve Evren’sel oluşumların matematiksel formüllerle (kader, hesap) tanımlanmasını çelişkili olarak görmez. Evren’sel oluşumların ve dengenin (mizan), amaçsallıkla ve matematiksel olarak meydana gelişini iç içe, beraber tarif eder.

Mademki Evren, Allah’ın eseridir ve bu eser matematiğin diliyle yazılmıştır, Allah’ın kitabı olan Kuran’da da aynı dilin kullanılmasına hiç şaşmamak lazımdır. Böylece Allah, matematiğin karşı konulmaz kesinliğiyle mucize oluşturmaktadır. Hz. Musa, büyücülüğün zirvede olduğu bir dönemde büyücüleri bile imana getirecek tarzda mucizeleri nasıl gösterdiyse, Kuran da bilimin ve özellikle bu bilimlerin dili olan matematiğin zirvede olduğu bir dönemde bilimsel, matematiksel mucizelerini ortaya koymaktadır. Böylece bilimsel ve matematiksel mantığın geliştiği bu dönemde, bu mucizelerin değeri daha iyi anlaşılacak, dine bilim ile karşı koymaya çalışanlar kendi silahlarıyla etkisiz hale getirileceklerdir. Gerçekten de Allah’ın planı müthiştir! Gerçekten de Allah’ın zamanlaması müthiştir! Gerçekten de Allah’ın Kitabında gösterdiği mucizeleri müthiştir!

Günümüzde her bilimsel uğraş matematiksel kesinlik duygusunu arar, bulamasa bile buna özenir. Dinde kesin bir delil arayanların, dinde de matematiksel bir delile özenmelerine hiç şaşmamak gerekir. Carl Sagan, Kuran’ın ayetlerindeki anlatımlardan haberdar olmayan ünlü bir astronom yazardır. Onun “Contact (İlişki)” romanında birazdan göreceğimiz hayali anlatımları, Allah’tan matematiksel bir delil beklenmesine, insanların matematikte buldukları kesinlik duygusunu, dine aktarmaya çalışmalarına ilginç bir örnektir:

“Hayır, anlamıyor musunuz? Bu başka türlü olmalı. Bu sadece Evren’i fizik ve kimyayı belirleyen ince matematik yasalarla kurup işletmek değildir. İletilen bir haberdir bu. Bu Evren’i kim yaratmışsa, aşkın sayılara haberlerini gizlemiş ki; akıllı hayatın geliştiği 15 milyar yıl sonra bunlar okunabilsin. İlk rastlaşmamızda, bunu anlamadığınız için, sizi ve Rankin’i eleştirdim. “Eğer Allah bizi varlığından haberdar etmek isteseydi, neden açık ve kesin bir haber iletmedi?” diye sormuştum. Anımsadınız mı?”

- “Çok iyi anımsıyorum. Allah’ın matematikçi olduğunu düşünüyorsunuz.”

- “Bunun gibi bir şey. Eğer bize söylenen doğruysa bu, bulanık suda balık avlamak değilse. Eğer Pi’nin içinde gizli bir ileti varsa ve diğer doğaüstü sayıların sonsuzluğundan biri değilse. Eğer, eğer, eğer...

- Aritmetiğin içinde esin arıyorsunuz. Ben daha iyi bir yol biliyorum.”

- “Polmer, bu tek yoldur. Bir kuşkucuyu inandırabilecek tek şeydir. Bir şey bulduğumuzu hayal edin. Aşırı karmaşık olmak zorunda değil. Pi’nin içine rastlantı olarak yığılmış sayılardan daha düzenli bir şey. Bize gereken yalnız bu. Sonra da Dünya’nın her tarafından matematikçiler, kesinlikle aynı modeli, aynı iletiyi, ya da içine ne konulmuşsa yanılgısız bulacaklardır. O zaman, burada mezhebi bölünmeler olmaz. Herkes aynı Kutsal Metni okumaya başlar. Kimse dinin, büyücünün göz boyaması olduğunu, ya da geçmişteki tarihçilerin kayıtlı olanı saptırdıklarını; isterinin, hayallenmenin, ya da gelişme çağında anne babanın yerine onu koyduğumuzun tartışmasını yapmaz. Herkes inançlı olabilir.” (Carl Sagan, Contact Kitabı, Simon and Schuster, 1985 yılında yayınlandı, sayfa 418-419, New York)

Bu metin, Kuran’ın matematiksel mucizelerinden haberi olmayan ünlü astronom ve yazar Dr. Carl Sagan’ın romanından alıntıdır. Bu eserde felsefecilerin bir hayali ifadesini bulmaktadır: Allah’ın matematiksel kanıtı. Kuşkuya yer bırakmayan, evrensel dili olan matematik, bilim adamlarını, felsefecileri cezbetmektedir. Okuduğumuz alıntı; bu cezbenin, bu kesinlik arayışının ifadesidir. Zamanımızın değerlerini ve şartlarını, insan ruhunun arzularını bilen Allah, insanlığın bu kesinlik arayışına matematiğin zirvede olduğu, tarihin içinde olduğumuz bu aşamasında cevap vermiştir. Hem de metinde geçtiği gibi: “Karmaşık değil”, üstelik “Taklidi imkansız.”

Fakat Carl Sagan’ın metnine bazı noktaların ilave edilmesi lazımdır: Böyle bir mucize gösterilse de herkesin buna inanacağını beklemek yanlıştır. İnkarcılığın inatçı, açık arayan, apaçık olanı anlamaktan kaçınan psikolojisi, en açık delilleri bile kabullenmeyi engellemektedir. Gerçekten de matematiksel bir mucize, içinde bulunduğumuz çağ açısından tam ve mükemmel bir mucize şeklidir. Fakat herkesin bunu kabul etmesini beklemek inkârcı psikolojisini görmezden gelen bir hayaldir.

TEK BİR SURENİN BİLE TAKLİT EDİLEMEZLİĞİ

23- Eğer kulumuza indirdiğimizden şüphe içindeyseniz, haydi bunun benzeri bir sure getirin. Allah dışındaki tanıklarınızı da çağırın. Eğer doğru sözlü iseniz!

24- Eğer yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız- bu durumda inkârcılar için hazırlanmış, yakıtı insanlar ile taşlar olan ateşten sakının.

2- Bakara Suresi 23-24

Kuran’ın matematiksel mucizeleri ile ilgili bölümleri okudukça, Kuran’ın tek bir suresinin bile taklit edilemeyeceğini daha iyi anlayacaksınız. Kuran’ın her suresinin hem kendisi, hem içinde geçen birçok kelimesi (Günümüze dek gerçekleşen keşiflerle birçok diyoruz, Kuran’ın matematiksel mucizesi iyice geliştirilince, her kelimesinin matematiksel uyumun bir parçası olduğunun anlaşılacağı kanaatindeyiz.) matematiksel olarak kilitlidir. Eğer Kuran’ın tek bir suresini bile atsanız, 19 sistemine göre 19x6= 114 olan Kuran’ın sure sayısı, bu surenin atılmasıyla bozulur. Bu surede, “bir gün (yevm)” kelimesinin iki kez geçtiğini varsayalım. Kuran’da 365 kez geçen “bir gün (yevm)” kelimesi böylece 363’e ineceği için bu matematiksel mucize de bozulur. Ayrıca bu surede 3 kez “Dünya”, 1 kez “Ahiret” kelimelerinin geçtiğini varsayalım. Bu kelimelerin her ikisi de birbiriyle uyumlu bir şekilde 115’er kez geçmektedir.

Bu sure çıkarılsa, “Dünya” kelimesinin tekrarı 112’ye, “Ahiret” kelimesinin tekrarı 114’e düşer ve uyum bozulur... Herhangi bir surenin ortadan kaldırılma olasılığında böyle birçok örnek ortaya çıkacaktır. Herhangi bir surenin Kuran’dan çıkarılması, Kuran’ın tüm matematiksel sistemini bozacaktır. Böylece her sure ait olduğu bütünün değişmez, mutlak bir parçasıdır. Bir sure tüm Kuran demektir. Kuran’ın matematiksel mucizesinin bütünü, o bir sureyi de gerekli kılmaktadır. İşte Kuran’ın matematiksel mucizelerini inceleyeceğimiz kitabın bundan sonraki kısmında göreceklerimiz, neden Kuran’ın bir tek suresinin bile taklit edilemez olduğunu ortaya koymaktadır. Kuran’ın iddialı üslubunun nasıl yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Hiç şüphesiz Kuran’daki surelerin mükemmelliği ve matematiksel mucizelerin hacmi bizim ortaya koyduğumuzdan çok daha fazladır. Fakat sırf bu kitapta ortaya koyacaklarımız bile, bir surenin bile neden taklit edilemeyeceğini ortaya koymaya yetmektedir. Gerçeği görmek isteyene, hakikat aşikardır!

BİLMEDİĞİNİN PEŞİNDEN GİTME

Bilmediğinin peşinden gitme! Çünkü kulak, göz ve vicdanın hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.

17- İsra Suresi 36

Allah’ın gösterdiği matematiksel ve diğer bilimsel mucizeler, aklını işleten, Allah’ın delillerini araştıran insanlara hitap etmektedir. İnatçı inkârcılar, nüfus kağıdı dindarları, dinden menfaat sağlayanlar, dini etrafındakileri taklit ile yaşayanlar, bu mucizelerden bu tavırlarını değiştirmedikçe faydalanamazlar. Allah, taklitçi ve bilinmeden uyulan bir din anlayışını değerli bulmamaktadır. Allah, dünyevi çıkar ummadan, aklını çalıştırarak, araştırarak, Allah’ın Evren’deki ve gönderdiği Kitap’ındaki delillerini inceleyerek bağlanılan ve uygulanan dini değerli bulmaktadır. Taklit ederek, falanca şeyh dedi diye, filanca evliya (!) dedi diye dini yaşayanlar, bilmediklerinin peşinden gitmektedirler. Din satıp dolar, euro, altın, itibar kazanmaya çalışanlardan, aklını kullanmadan dini bir mitoslar, hayaller alemi olarak göstermek isteyenlerden, Allah hepimizi korusun.

Allah bize öyle bir kitap indirmiştir ki; bu kitabın söylediklerini, yine bu kitabın içinde mucize olarak gösterilenler onaylamaktadır. Kuran, hem dini anlatan, hem delilleri, mucizeleri içinde taşıyan, hem matematiksel ölçütlerle şifrelenmiş, hem de rehber, müjde, rahmet olan kitabımızdır.

51- Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Gerçekten de bunda inanan bir toplum için bir rahmet ve bir hatırlatma vardır.

29- Ankebut Suresi 50-51

RAKAMLANMIŞ KİTAP

Kuran’ın 83. suresi olan Mutaffifin (Kandıranlar) Suresi’nde iki defa “rakamlanmış kitap”tan bahsedilir. Bu ifadenin Arapça’sı “Kitabun markum”dur. Bu ayetler, kitapların sayılandırılmasının, sayısal düzene bağlanmasının; Allah’ın davranış tarzı olduğunun delilleridir. İlgili ayetler şöyledir:

7- Hayır, kötülerin kitabı şüphesiz Siccin’dedir.

8- Siccin’in ne olduğunu sana öğreten nedir?

9- Rakamlanmış bir kitaptır O.

83- Muttaffifin 7-9

17- Sonra onlara “Yalanlamakta olduğunuz şey işte budur” denir.

18- Hayır, iyilerin kitabı İlliyun’dadır (En yüce burçlarda).

19- İlliyun’un ne olduğunu sana öğreten nedir?

20- Rakamlanmış bir kitaptır O.

21- Yakınlaştırılmış olanlar tanıklık eder ona.

83- Muttaffifin 17-21

İyiler için de, kötüler için de rakamlanmış kitaptan bahsedilmektedir. Fakat rakamlanmış kitaba yakınlaştırılmış olanlar tanıklık ederken, kötüler için bu mümkün olmamaktadır. Kötüler Allah’ın delillerine efsane deyip, bu delilleri yalanlamaktadırlar (83- Muttaffifin 13). Ne kadar ilginçtir ki; göreceğimiz tüm deliller Kuran’ın da rakamlandırılmış bir kitap olduğunu göstermektedir. Bazı insanlar buna tanıklık ederken, bazıları da “efsane, masal” diyerek bu delilleri hafife almakta, inkâr etmektedirler. Allah’ın bu delillerine tanıklık etmek, bu delilleri takdir etmek ise Allah’ın bir armağanıdır.

Kitabımızdaki matematiksel mucizelerin anlatımı iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde “Kelimelerin Uyumundaki Matematiksel Mucize”yi göreceğiz. (Bu mucizelere kısa biçimde “KUM” diyeceğiz.) Kitabımızdaki KUM’larda Kuran’daki kelimelerin uyumunu, hem bu kelimelerin kendi aralarındaki uyumu, hem de bu kelimelerin Evren’deki oluşumlarla uyumu açısından inceleyeceğiz. Kuran’daki bu mucizeler tam anlamıyla “Anlaşılması kolay, taklidi imkansız” mucizelerdir. Matematiğe ilgisi az olanlar bile bu mucizeleri rahatlıkla anlayıp takdir edebilirler.

Matematiksel mucizelerin 19’la ilgili kısmında, Kuran’da dikkat çekilen 19’la ilgili mucizeyi inceleyeceğiz. 19’lu sistemin tüm Kuran’ı saran olağanüstü bir mucize olduğuna bu bölümde tanıklık edeceğiz. 1’den 19’a kadar sayabilen herkes bu mucizenin, “Anlaşılması kolay, taklidi imkansız” noktalarına tanık olabilir. Fakat 19 mucizesi, birçok farklı şekilde karşımıza çıkmaktadır. 19’la ilgili birçok özelliğin anlaşılması olasılık hesabı bilgisini, daha dikkatli araştırmaları da gerektirmektedir. Kitabımızda 19’un “anlaşılması kolay, taklidi imkansız” yönleri kadar, anlaşılması daha zor olan, bilgi gerektiren noktalarına da değineceğiz.

Kitabımızın matematiksel bölümünü yazarken KUM mucizelerinde Abdülrezzak Nevfel’den, 19’larla ilgili bölümü yazarken Cesar Mejul, Reşad Halife, Richard Voss, Milan Sulc ve daha bir çok yazardan faydalandık. Bu yazarların hiçbirini görmedik, bu yazarların hiçbirinin dine bakış açılarını, varsa mezhepsel görüşlerini bu kitabın konusu yapmadık. Bu kitabımız dinin içindeki tartışmalara girmemeye özen göstermektedir. Muhakkak ki din içindeki birçok hususun da tartışılması lazımdır, fakat o mesele bu kitabın dışındaki araştırmaların ilgi alanındadır.

Bu kitapta bu din içi tartışmalara girmediğimiz gibi, Kuran’daki matematiksel mucizenin tartışmalı hususlarına veya zayıf matematiksel bağlantılara dayalı özelliklere de yer vermemeye gayret ettik. “Kuran Allah’ın kitabıdır” diyen herkes, Kuran’da gözüken mucizeler için Allah’a şükretmeli, Allah’ın bu yardımının değerini bilmelidir.

Kuran’ın bu matematiksel mucizelerini keşfedenlerin kimlikleri, kişilikleri ne olursa olsun, Kuran’ın bu mucizeleri zarar görmez. Çünkü bu mucizeler Kuran’ın mucizeleridir ve her an apaçık bir şekilde ortada durmaktadırlar. İsteyen her an onları sınayıp, doğruluğunu kontrol edebilir. Bunları bulanlar ateist bile olsalar hiçbir şey değişmez. (Örneğin bir ay kelimesi Kuran’da 12 kez geçer. Bunu kim bulmuş olursa olsun 1400 yıllık Kuran ortadadır. Bunu açıp test etmek gayet kolaydır. Veya 19 mucizesiyle ilintili olarak Besmele’nin 19 harf olması da böyledir.)

Çağımızın insanının en büyük hastalıklarından biri aşırı şüpheciliktir. Kuran’ın inceleyeceğimiz matematiksel mucizeleri, her an sınanabilirlik özelliğiyle bu aşırı şüphecilere cevaptır. Bu mucizeler tarihin belli bir döneminde gözüküp, yok olmuş mucizeler değildir. İşte Kuran, orada durmaktadır, her an bu mucizeler test edilebilir. Tam çağımıza uygun bir yanıt: Test edilebilir, sınanabilir, yanlışlanmaya, doğrulanmaya açık mucize.

De ki: “Eğer bütün insanlar ve cinler bu Kuran’ın bir benzerini oluşturmak için toplansalar ve bu konuda birbirlerine destek olsalar bile, onun bir benzerini meydana getiremezler.”

17- İsra Suresi 88